Düşünsel Miras Platformu

Hoş geldiniz.

Dağınık, ihmal edilmiş ve unutulmuş düşünsel kayıtların metodik biçimde korunması ve gelecek kuşaklara aktarılması için oluşturulmuş, ilk ve tek platformdur.

Düşünsel Miras ve Arkeosofyoloji

İnsanlar ölür. Düşünceleri de ölmek zorunda değildir. Bir insanın düşünsel mirası, arkeolojik bir kalıntı kadar korunmaya değerdir.
Bir düşüncenin değeri ise onu düşünen kişinin tanınır veya bilinir olup olmamasından bağımsız ele alımalıdır.

Arkeosofyoloji, herhangi bir kişinin entelektüel (düşünsel) mirasının, dağılmış, kısmî ve çoğu zaman ihmal edilmiş materyallerden yeniden yapılandırılması için ortaya konacak çabayı tanımlar. Bu metodik çaba için izlenecek yöntem, ilke ve kuralları belirler.

Bir kişinin notlarını, yazdıklarını, karaladıklarını, kısaca "düşünsel miras"ını, yazarına emaneten ve vekaleten anlaşılabilir bir bütün haline getirirerek entelektüel sürekliliğe taşımayı amaçlar.

Eldeki materyal, bir çekmecede veya bir tavan arası sandığında saklı kalmış, zamanla unutulmuş veya yazarının bir zamanlar özenle hazırladığı "o" müthiş eserinin yalnızca dağınık taslakları olarak günümüze ulaşmış,
belki bir yerel gazetede, belki bir kaç sayısı ancak çıkmış ve geriye sadece adı kalmış bir dergide kısmen yayımlanmış,
hatta elle yazılan ve/veya daktilo edilen müsveddeler bir kitaba dönüştürülmüş ise de kütüphane kataloglarında kendine yer bulamadığı için kayıp veya unutulmuş olabilir.

Yine de yazıya dökülmüş ve tarihlendirilmişlerse, başkalarının bilmesi, görmesi ve farkedilmesi için kasıtlı olarak bırakıldıkları veya bu amaçla bir araya getirildikleri biliniyorsa bu materyal artık tam anlamıyla "entelektüel miras" olur ve Arkeosofyolojinin konusu hâlini alır.

Bir kişinin düşünsel faaliyetinin izlerini taşıyan ve sonraki kuşaklar tarafından anlamlandırılabilecek her kayıt, potansiyel düşünsel miras niteliği taşır.

Çoğu zaman eldeki kayıtlar, diğer adıyla "düşünsel miras", bilerek ve isteyerek, başkaları tarafından okunması ve anlaşılması için geride bırakıldığını sadece varlığı ile kanıtlar durumdadır. Bu durumun istisnası, aşağıda Sessizlik Hakkı İlkesi başlığı altında ayrıca açıklanmıştır.

Arkeosofik Koruma

Arkeolojik bir buluntunun birden fazla müzede, katalogda ve yayında kayıtlı olması gibi düşünsel mirasın da birçok bağımsız yerde iz bırakmasını sağlamak "arkeosofik koruma" fikrini oluşturur. Düşünsel mirasın korunması için öngörülen çalışmalar, aşağıdakilerle sınırlı olmamak kaydıyla şu şekilde özetlenebilir:

Kayıtların kitaplaştırılması ve kurumsal bir yapı (Düşünsel Miras Enstitüsü - Intellectual Legacy Institute) tarafından PDF, EPUB, TXT ve diğer dosya biçimlerinde, kaynak belgeleri ile yayımlanması,
Eserlerin Enstitü web sitesinde tanıtılması ve gerektiğinde yazara özgü bir web sitesinin oluşturulması
Her esere DOI alınması,
Internet Archive'e yüklenmesi,
Bir GitHub deposunda incelenmeye açık şekilde, indirilebilir durumda saklanması,
Varsa basılı veya basılacak nüshalarının büyük kütüphanelere, mümkünse her kıtada bir kaç milli kütüphaneye gönderilmesi.

Arkeosofik Çalışmada Müdahale Sınırı

Yazılı dahi olsa bu kayıtların, kendi içinde tam ve tutarlı görünse bile "eksik" olduğu kabul edilmelidir. Ancak farkedilebilen boşlukları doldurmak, belirsizlikleri ya da çelişkileri gidermek için yapılacak zorunlu müdahaleler, yazarının niyetini ve düşünce bütünlüğünü anlamaya yönelik metodik çabalarla sınırlı olmalıdır.
Metnin herhangi bir cümlesinin hatta herhangi bir kelimesinin kullanıldığı şekliyle düzeltilmiş veya yorumlanmış hâli birbirinden kolayca ayırt edilebilir olmalıdır.
Belirsizlikler, doldurulması gereken boşluklar değil; kendisi ile korunması gereken bir bilgidir.

Uyulacak İlkeler veya Çalışma (Meslek) Etiği

Sadakat İlkesi

İyi ya da kötü, doğru veya yanlış, yazarının düşünceleri olduğu gibi, kendi bağlamında ve kendi tarihsel koşullarında aktarılmalı, düşüncelerinin lehine veya aleyhine eklemeler yapılmamalıdır. Açıkça bir bilimsel gerçeğe aykırı bile olsa, doğrusuna atıf yapılmalı veya notlandırılarak yine de geleceğe aktarılmalıdır.

Sahiplenmeme veya Temsil İlkesi

Keşfedilen dahice bir fikir veya bir fikre yapılmış ama pek bilinmeyen bir katkı, sahiplenilmez. Sahibi, ünlü olsun veya olmasın, tanınsın veya hiç tanınmasın, metinden sadece sahibinin sesi duyulmalıdır. Düşünsel mirasın bir kısmının, hatta özlü tek bir ifadesinin dahi sahiplenilmeden, ortaya konma hikâyesi ve kökeni ile birlikte tamamının emanet olarak korunması ve gelecek nesillere aktarılması, arkeosofik vekâlet veya temsil ilkesini açıklar.

Arkeosofyolog bir eser avcısı değil, miras koruyucusudur. Görevi:
bulmak,
doğrulamak,
düzenlemek,
korumak ve
aktarmaktır.

Kâr, şöhret veya şahsi ideolojiler bu görevin önüne geçemez.
Elde edilebilecek bir ticari çıkar, düşünsel mirasın korunması amacının önüne geçemez.

Aynı zamanda, bir kişiyi: aziz, dahi, kusursuz bir figür haline getirmek disiplinin amacına aykırıdır. Amaç, kişiyi göründüğü gibi gösterebilmektir.

Yorumlama İlkesi

Kayıtlara yapılacak her türlü müdahale, açıkça belirtilmeli ve belgelenmelidir. Arkeosofik müdahalelerde, kaynağı tahrif etmemek, sansürlememek, güncelleştirmemek ve metnin içerdiği fikirleri hiçbir şekilde yargılamamak, kısaca olduğu gibi korumak ve geleceğe aktarmak esastır.

Gerçeklik İlkesi

Hiç yaşamamış veya hayalî bir kişi için düşünsel miras oluşturulmaz. Sadece, yazarının kurgusal bir karakter yaratması durumunda, bu karakterin düşünsel mirasından söz edilebilirse de bu yalnızca yazarının yazdığı ve yayımladığı metinlerle sınırlı tutulur. Genişletilmez.

Bağlamı Koruma İlkesi

Her düşünce kendi çağının toprağında yetişir
Bir kenar not dahi yazıldığı dönemin şartlarından koparılamaz. Bu nedenle metinler, mümkün olduğunca tarihsel bağlamları tekrar oluşturulabilecek şekilde sunulmalıdır.

Tamlık İlkesi

Belgeler önceliklendirilebilirse de birbirine göre kıyaslanmaz ve önemli önemsiz olarak değerlendirilemez. Yeri geldikçe mirasa eklenir.

Sessizlik Hakkı (Özel Hayata Saygı) İlkesi

Belgelerin bulunmuş, ancak hâlâ birilerinin ilgisini çekebilecek nitelikte olması yayımlanması gerektiği anlamına gelmez.
Özellikle:
kişisel günlükler,
aile sırları,
özel mektuplar
için etik değerlendirme yapılmalıdır.
Her bilgi veya belge kamunun malı değildir.

Erişilebilirlik İlkesi

Mümkün olan her durumda bulunan materyaller, arşivlenmeli, dijitalleştirilmeli, gelecek nesillere aktarılması için yaygınlaştırılmalıdır.
Çünkü bilgi yeniden gömülmek veya başkalarından saklanmak için değil, korunmak için çıkarılır.

Ortak Köken İlkesi

Hiçbir düşünce, oluşumunda katkı veren kişi ve süreçlerden koparılarak tek bir kaynağa indirgenemez veya bağlanamaz.
Arkeosofik çalışmalar, sadece unutulmuş metinlerle değil, metnin oluşagelmesinin hikâyesini ortaya çıkarmak ve içerdiği düşüncelerin kökenlerinin de korunması için yapılır.
Fikrin nasıl ortaya çıktığı, hangi bağlamda geliştiği, kimlerin katkısıyla şekillendiği ve hangi koşullarda yayıldığı, hangi aşamalardan geçtiği ve hangi etkilerle değiştiği de düşünsel mirasın korunması kapsamında araştırılmalıdır.
Bu nedenle, metinlerin kökeni, kaynakçası ve tarihsel bağlamı da araştırılmalı ve belgelenmelidir.

Neden Arkeosofyoloji?

Her insan, ardında korunmaya değer bir düşünsel iz bırakabilir; ancak, takip edilebilir ve tarihlendirilebilirse bir anlam kazanır. Başka insanların da bu izleri görmesini sağlamak, insanlığın fikri açıdan ilerlemesine yardımcı olabilir.

Tarih boyunca birçok kişi aslında, burada tarif edilen ve tanımlanan işleri zaten yaptı veya yapıyor:

Bir düşünürün dağınık notlarını toplayan editörler.
Ölmüş yazarların yayımlanmamış eserlerini düzenleyen araştırmacılar.
Filologlar.
Arşivciler.
Edebiyat tarihçileri.
Entelektüel biyografi yazarları.
El yazmalarını çözüp yayımlayan uzmanlar.

Bu insanların ortak bir meslek adı yoktu. Onlar,
editör,
filolog,
arşivci,
tarihçi,
araştırmacı,
biyografi yazarı
olarak anılıyordu.
Ancak yaptıklarının ortak bir tarifi ve bir amacı vardı: "Tarihte iz bırakmış, insanoğlunu etkilemiş insanların yayınlanmamış eserlerinden, başkalarının gözünden kaçmış notlarından onun düşünsel bütünlüğünü yeniden kurma."

Ancak, araştırmacı bir sorunun peşindedir:
"Bu kişi ne hakkında düşünüyordu?"
"Bu metinler hangi döneme ait?"
"Bu fikirlerin tarihsel önemi nedir?"

Koruyucu ise nesnenin peşindedir:
"Bu belgeler kaybolmasın."
"Dijitalleştirilsin."
"Arşivlensin."

Arkeosofyolog ise başka bir sorumluluğa daha sahiptir. Sadece bilimsel merak ya da belge koruma içgüdüsü ile değil; asıl kaynağın, yani insanın, önem atfedilmemiş birisi bile olsa düşünsel mirasını koruyarak unutulup gitmesini önlemek için hareket eder.

Bir insanın, özellikle bir tarihçinin veya bir araştırmacının dikkatini kolayca çekmeyecek sıradan bir kişinin düşünsel mirası da kişinin bilinir olup olmamasından bağımsız olarak arkeolojik bir kalıntı gibi korunmaya değer olabilir.

Farklı disiplinlere dağılmış bu faaliyetin veya gösterilen çaba veya harcanan emeğin, tek bir kavramsal çatı altında toplanması ihtiyacı, Arkeosofyolojinin ortaya çıkmasına yol açmıştır.

Herkesin bir düşünsel izi vardır. Bazıları yayımlanır, bazıları unutulur. İnsanlık, yalnızca fikirlerini değil, yeterince yayılmamış ve kamuya mal olmamış eserlerini de hızla kaybetmektedir. Çünkü bazı insanlar öldüklerinde yalnızca bedenleri değil, düşünceleri de yok olmaktadır. Bu kayıp, yalnızca bireysel bir kayıp değil, aynı zamanda insanlığın ortak düşünsel mirasının da kaybıdır.

Arkeosofyoloji; unutulmuş, dağılmış veya gömülü kalmış düşünsel mirasları araştıran, doğrulayan, koruyan ve gelecek kuşaklara aktaran bir disiplin olarak bu kayba karşı ortaya çıkmaktadır.

Arkeosofyoloji Disiplini

Araştırma Nesnesi:

Arkeosofyolojinin araştırma nesnesi, ölmüş veya unutulmuş bireylerin düşünsel mirasıdır. Bunun için:
notlar,
taslaklar,
mektuplar,
yayımlanmamış eserler,
ses, video kayıtları,
kişisel arşivler,
dijital izler araştırılır.

Temel Sorusu:

Arkeosofyolojinin temel sorusu şudur:
"Bir kişinin düşünsel mirası, onun düşünce bütünlüğü ve entelektüel sürekliliği açısından nasıl ele alınmalı, anlaşılmalı ve nasıl yeniden oluşturulmalıdır?"

Yöntemi:

Bulma
Doğrulama
Tarihlendirme
Bağlamlandırma
Yeniden yapılandırma
Koruma
Yaygınlaştırma

Kurucu İlkeleri:

1. Sadakat:Yeniden inşa edilen düşünce, mutlaka sahibinin sesiyle konuşmalıdır.
2. Sahiplenmeme:Düşünsel miras mülk değil, emanettir.
3. Yorumlama: Her yorum, yorum olarak işaretlenmelidir.
4. Gerçeklik: Sadece gerçek kişilerin düşünsel mirası korunmalıdır.
5. Bağlamı koruma: Metinler, tarihsel bağlamları tekrar oluşturulabilecek şekilde sunulmalıdır.
6. Tamlık: Bir kişinin çelişkileri, yanılgıları, yarım kalmış fikirleri de mirasının parçasıdır. Yok sayılamaz.
7. Özel hayata saygı: Belgelerin bulunmuş olması yayımlanması gerektiği anlamına gelmez.
8. Erişebilirlik: Eldeki materyaller arşivlenir, dijitalleştirilir ve gelecek nesillere aktarılması için yaygınlaştırılır.
9. Ortak Köken: Hiçbir düşünce, oluşumunda katkı veren kişi ve süreçlerden koparılarak tek bir kişiye mal edilemez.

Arkeosofyolojinin Amacı

Düşünsel mirasın,
1. Bulunması,
2. Doğrulanması,
3. Tarihlendirilmesi,
4. Bağlamlandırılması,
5. Yeniden yapılandırılması,
6. Korunması ve
7. Yaygınlaştırılması
için metodik çerçeveyi belirlemektir.

Arkeosofyolojinin Sözcük Anlamı

Arkeosofyoloji:
arkeo- : arkhaios (eski, kadim)
sofyo-/sophio- : sophia (bilgelik)
-loji : logos (inceleme, bilim)
kelimelerin birleşiminden oluşur ve anlamı itibariyle "eski bilgeliğin incelenmesi" demektir.

Kelime etimolojik doğruluktan çok kavramsal işlevi için seçilmiştir.
Kelime, insanın bilgeliğinin kağıda döktüğü düşünceleri üzerinden kazılarak çıkarılmasına atıf yapar; henüz sözlüklerde yer almadığından, İngilizce'ye Archaeosophyology, Fransızca'ya Archéosophyologie şeklinde çevrilmesi önerilmektedir.

Arkeosofyolojinin Adını Koymak

Peki bunun adını koymak gerekli miydi?
Evet. Çünkü bu faaliyet, bir meslek veya bir disiplin olarak tanımlanacak kadar kapsamlı ve metodik bir çabadır. Bu nedenle, bu çabayı tarif edecek bir kavramın varlığı, hem bu çabayı tanımlamak hem de bu çabayı yürütenleri bir araya getirmek için gereklidir.
İnsanlar, isimler üzerinden düşünür. "Tarihçi", "arkeolog", "editör", "biyografi yazarı", "arşivci" dediğinde insanlar zihninde bir çerçeve oluşur.
Araştırma konusu, "bilgi"nin notlardan, belgelerden kazınması değil, asıl kaynağın ortaya çıkarılması, "insan"ın kendisi ve bir "miras" olarak ele alınan düşünceleridir.
Eğer sadece bilginin korunması ile ilgilenilseydi: arşivcilik,
dijital koruma,
yayıncılık
ya da kütüphanecilik gibi alanlardaki çalışmalar yeterli olurdu. Ama burada adı koyulan çaba veya disiplin, bir insanın düşünsel hayatının, onun ölümünden sonra da tamamen yok olmaması gerektiği fikri üzerine kuruludur.
Bir düşüncenin değeri, onu düşünen kişinin hayatta kalıp kalmamasına bağlı olmamalıdır.
Arkeosofyolojinin, bir disiplin olarak kabul edilmesi elbette zaman alacaktır. Genel olarak kabul görmesi güç olabilir. Yine de zaman içinde burada tanımlanan metodik çabanın farklı bir şekilde tekrar tanımlanması, amacının ve ilkelerinin belirlenmesi, hatta adının da değişmesi gerekirse, bu çabayı göstereceklere de buradaki "düşünceler"in birer yol gösterici olacağına inanılmaktadır.

"Nasıl katkı sağlayabilirim?" VEYA "Bir fikrim var:"

Arkeosofyoloji kavramı, çeşitli tartışmalar ve katkılar sonucunda şekillenmiştir. Ancak, bu kavramın nihai şekli, zaman içinde farklı bakış açıları ve katkılarla geliştirilebilir. Bu nedenle, kavramın sürekli olarak gözden geçirilmesi ve geliştirilmesi ile ilgili öneri, değişiklik veya düzeltme talepleriniz için lütfen iletişime geçiniz.
Ayrıca, kendinize veya büyüklerinize ait; ancak, bir esere dönüştürülmemiş veya yayımlanmamış yazılı belgelerin bir düşünsel miras kaynağı olduğunu düşünüyorsanız, dijitalleştirilmesi ve henüz kurulma aşamasındaki "Düşünsel Miras Vakfı" ve "Düşünsel Miras Enstitüsü" tarafından korunarak gelecek nesillere aktarılması için lütfen iletişime geçiniz.
Not: Bilgi ve belgelerin fiziksel olarak saklanması ve arşivlenmesi için uygun mekan ve dijitalleştirilmesi için gerekli personel ve donanımın sağlanması konusunda destek vermek isteyenler "Düşünsel Miras Vakfı" ile iletişime geçilebilir.
İletişim: bilgi@dusunselmiras.org